büyük annem cebimde

sıcacık çizimleriyle benim de böyle bir büyük anneyi cebimde taşıma isteği doğuran bu kitabı herkese okutmak istediğim gibi ıva prochazkova da yazarken herkes okusun istemiş miydi acaba? bir çocuğun fındık gibi kalbi, nasıl kırılır? o minicik kalp bu durumu nasıl anlar? peki bu durumdan kurtulmak için planları nelerdir? bunca hayatta kalma mücadelesi gibi dilimize peleseng olmuş laflara, sürekli birilerine kendimizi ispatlama çabamıza koca bir çizik attırıp, bizi içimize, kendimize, çocuklarımıza döndürüyor bu kitap. hani hem sizi hüzünlendirip hem gülümseten birileri vardır, işte bu da o birileri gibi bir kitap.
"insanın ailesi hava durumuna benziyor. nasıl olacağını siz belirleyemiyorsunuz. hoşunuza gitsin gitmesin, kabul edeceksiniz. o yüzden şikayet etmenin de bir anlamı yok." bazı kitaplar daha ilk paragraftan çok güzel başlıyor değil mi?