cemal süreya

sizin hiç babanız öldü mü?
benim bir kere öldü kör oldum
yıkadılar aldılar götürdüler
babamdan ummazdım bunu kör oldum
siz hiç hamama gittiniz mi?
ben gittim lambanın biri söndü
gözümün biri söndü kör oldum
tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
şöylelemesine maviydi kör oldum
taşlara gelince hamam taşlarına
taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
taşlarda yüzümün yarısını gördüm
bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
yüzümden ummazdım bunu kör oldum
siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
ölüyorum tanrım
bu da oldu işte.
her ölüm erken ölümdür
biliyorum tanrım.
ama, ayrıca, aldığın şu hayat
fena değildir...
üstü kalsın...
"günlerce konuşmaz, yazmaz, aramaz, sormaz; sonra gelir bir "merhaba" der
yine o kazanır"
(bkz:birgencintabiriyle) sayesinde gece gece şiire sardığımız şair.
biliyorum sana giden yollar kapalı
üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni
ne kadar yakından ve arada uçurum
insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi
uyandım uyandım, hep seni düşündüm
yalnız seni, yalnız senin gözlerini
sen bayan nihayet, sen ölümüm kalımım
ben artık adam olmam bu derde düşeli..
zaman sen olmayınca geçmiyor, sen olunca da yetmiyor.
soyadında ki ikinci 'y' sezai karakoç ile girdiği iddia sonucu kaybeden şair.
çok süslü bir halkın arasından, benimsin!
iyi anlarında sesin kalınlaşıyor,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
biliyorum sana giden yollar kapalı
üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

ne kadar yakından ve arada uçurum;
insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi
ah ayrılık, bir tek seninle ayrılamadık.
  • /
  • 4