uçurtmayı vurmasınlar

(bkz:feride çiçekoğlu) tarafından yazılmış 108 sayfalık bu kitap roman, edebiyat türlerine sahiptir.ayrıca kitap 9789755101415 ısbn numarasına sahiptir.
uçurtmayı vurmasınlar kitabının hikâyesi, annesi ile birlikte ceza evine mahkûm edilen barış’ın, orada ona en yakın arkadaşlık eden inci ablasına yazdığı mektuplardan oluşuyor. zaman zaman güldüren zaman zaman hüzünlendiren, ama hepsinin sonunda düşündüren soruları ile bir çocuğun dünyasına adım atarken, uçurtmayı vurmasınlar kitabı ile tutukluların dünyasında da kendimizi buluyoruz.barış, en yakın arkadaşı inci'nin sessiz sedasız cezaevinden çıkması ile ona mektuplar yazmaya başlar. inci ona bir söz vermiştir. giderken onu da yanında götürecektir. ancak barış'ın hayalini kurduğu gibi olmamıştır. dışarısı hakkında çok az fikri vardır barış'ın. babası bir keresinde onu ve annesini ziyarete geldiğinde dışarı çıkarır. o zaman ilk defa simit yer ve bu lezzetten sık sık bahseder. babası artık görüş günlerine de gelmemektedir. barış bunun yokluğunu çok vurgulamasa da annesinin geceleri dinmek bilmeyen gözyaşlarından bahseder mektuplarında.barış sık sık mektup yazmasına rağmen inci'den cevap gelmeyince çok üzülür. koğuştaki kızlar demir parmaklıklardan geçmediğini ve bu nedenle mektupların yerine ulaşamadığını söylerler. her mektup postalanmadan önce cezaevi yetkililerince okunmaktadır ve onlara göre barış'ın mektupları uygunsuzdur. bu sefer kızlar barış'ın mektupları ulaşabilsin diye onun adına ağır üsluplu barış'ın tek bir kelime anlamadığı mektuplar yazarlar. bu mektuplara cevap gelir ve barış buna anlam veremez.  annesinin rahatsızlanması sebebiyle hastaneye gittiklerinde barış da dışarı çıkma fırsatı bulur. onlarla birlikte gelen askerlerden biriyle gezer. gökyüzünde bir uçurtma görmesi üzerine barış askerden uçurtmayı vurmamasını ister. bu sözler askerin gözlerinin dolmasına neden olur. "bak uçurtma kaçmış!"
"hani bakayım! nereden kaçmış?"
"bizim göğümüzden kaçmış. ama sakın onu vurma!"
"nevin diyor ki: kuşlar bizim için yakalıyormuş güneşin son ışıklarını. biz günbatımını onların kanatlarında görelim diye. kuşları çok seviyorum o yüzden."
"niye uçmuyor inci" dediğinde yüreğimin parçalara bölündüğü, çekimi yapılan ulucanlar cezaevine gittiğimde oradaymışım hissini bana yaşatan çok güzel bir filmdir.
hem çok guzel bir kitap hem de cok guzel bir filmdir. ızlerken barışın yanaklarını sıkmak gelmişti içimden