aydandusenkadin

Durum: 8 - 0 - 0 - 0 - 12.11.2017 11:12

Puan: 35 - öğrenci

3 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.

posta kutusundaki mızıka

ali ural kitabı. iyiki okudum. tam da çok sevdiğim dostuma kavuştuğum zaman okudum. zamanlamam birikmiş mektuplar niteliğindeydi. o kadar bizdiki. o kadar cevapsız mektuptuki. o kadar isabetliydiki. 2 güne sığdı. bitmesin istedim.
çünkü, "sevgili dost,
eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üstüne koysalar, elini bulabilirdim onların içinden."
cümlesi geçiyordu kitapta.
bu yeterince anlatıyor galiba her şeyi.

veronika ölmek istiyor

"normallik fikir birliğinden başka bir şey değildir. yani çoğunluk bir şeyin doğru olduğunu düşünür, dolayısıyla o şey doğru -normal- olur."
farklı olduğunu söylemeye cesaret edemeyenlerin hikayesi.
paulo coelho kitabı. edebi olarak harika; yazım dili, akıcılığı vs. asıl önemli olan kitabın insana katmak istediği. işte o muazzam.
diğerlerinden farklı olduğunuzu düşündünüz mü hiç.?
bir hafta ömrünüz kaldığını öğrenseniz ne yapardınız.  her şeyimi? ? peki bu süre zarfında akıl hastesinde olsanız.
ya da hepsini unutun ya. şuan istediğiniz şeyi mi yapıyorsunuz. ıstediğiniz okulda mısınız, istediğiniz bölümümü okuyorsunuz, istediğiniz işte mi çalışıyorsunuz, istediğiniz kişiyle mi evlenme yolundasınız veya evli misiniz, en önemlisi istediğiniz kişi misiniz, ya da dayatılan kişilikte misiniz..?? amacınız ne. ne yapmak istiyorsunuz da ne yapar durumdasınız. ?

eğer hayatınızı kendi istediğiniz gibi yaşamıyor ve hala daha kendi istediğiniz şekilde yaşamaya cesaret edemiyorsanız kitaba bi göz atın derim.

1984

george orwell'ın 1984'ünü, "mutlaka okunmalı" diyebileceğim kült eser olarak ilan ediyorum.
i-na-nıl-maz.
kitap adıyla hemhal 1984'de değil,  1949 yılında bitiriliyor ve basılıyor. tarihi kronoloji açısından düşünürsek 1949 yılında, düşünülmesi yazılması ve okunması çok düşük bir seviyede olan alegorik, anti-ütopik, politik ve dahice kurgulanmış yarı bilim kurgu bi roman. hele de 2. dünya savaşının tarihleriyle (1939-45) uyumluluk göstermesi orwell'ın ne kadar zeki bir adam olduğunu anlamanızı sağlayacaktır.

kitap tüm okuduğumuz ütopyaları safdışı bırakacak cinsten. aslında oluşturulmuş mükemmel bir komplonun içinde olduğunuzu okumanın acısını hissedeceksiniz. (ağladım syf. 202)
hele de aslında hiç bir ideolojinin bir diğerinden daha iyi olmadığını idrak etmişseniz; insanların ne için öldüğünü ve ne şekilde köleleştirildiğini anlarsınız.
kesinlikle tavsiye.

şanzelize düğün salonu

dehşet bir kitap olmuş. tarık tufan kitabı. tarık abiyi bilen bilir. acayip egzotik. kitapta bi hayli öyle. tadı damağımda kaldı. devamını umuyor ve bekliyorum. soluksuz okunacak bi kitap.

kendine ait bir oda

virginia woolf kitabı. kimimizin sonsuz istediği..
hiç jane austen okumamış olsam da kitapta adının geçmesi ve kadının mutfak tezgahında kitap yazması, üstüne bir de başaralı olması; kendi parasını kazanıp yine kendi odasında iş dönüşü biraz müzik dinleyip belki bi iki film izleyip sonra yorgunluktan yine kendi için çalışıp yine kendi için hiç bisey yapamayan günümüz kapital kadınlarının aslında parası ve odası olmasına rağmen hiç bisey yapamıyor olmasına karşı harika bi manifestodur.
yapmıyoruz, kendi ayaklarımız üstünde durup, yorgunluktan; sadece para biriktirmek dışında hiç bir şey yapmıyoruz.
yine de düzende yontulmamış bi kaç virginia kaldıysa intihar etmesin n'olur.

z raporu

okuyun, okutun. bir günde okunan kitap yazmış abi. içine ramazan'ı koymuş, musa'yı, pervin'i.. içten yazmış, muhtemelen okunsun diye yazmamış; sosyal kaygısız.
son yapraklarına göz yaşı düşürün diye yazmış. vicdan azaplarını paylaşalım diye, canımıza odun tıkayalım diye. hale nispeten tutarsızlık olsun diye yazmış. hayatı kalemin ucuna iliştirmiş.

diğer bi z raporu da vardır. yarım saat içersinde kasayla eş değer olması istenilen kağıdı çözümlemek. kasada eksik varmı diye. kasiyer çalmış mı veya yalnışlıkla beleşten mal vermiş mi diye. marketin bir gününün sağlaması niteliğinde. çalışan için eksik çıkan paranın maaşından kesilmesi demek z raporu. yılgınlık hali.
kitapta tam böyle. süslü püslü hayatlarımızda her şey yolundaysa ramazan gelmeli aklımıza; musa. pervin. zöhre.
çünkü yolunda olmamalı hiç bi şey. her şeyden suçluluk duymalıyız. vicdan azabı adı.

tesirsiz parçalar

ali lidar kitabı.
bi günde okunan kitap yazmış abi demiştim biz zamanlar. (bkz:z raporu)
şimdi aynısını tesirsiz parçalar içinde söylüyorum. yer yer hüzün yer yer tebessüm ederek okuyacağımız bi kitap olmuş. kendi hayatından parçalar, tuhaf içsel anılar, düşünceler, fikirler. tamamıyla bi insan olmuş kitap. bizden, içten.

ali lidar'ı biraz da olsun tanımak için, tesirsiz parçalar ve z raporu'nu okuyun. niye tanıyım lan elalemin adamını demeyin. tanıyın şu adamı. bütününü olmasa bile birazını. deneme tarzında yazdığı için çoğu yazıları kendi, kendi fikirleri, kendi edinimleri ve deneyimleri. denemeler güzeldir bakın. bi insanın bağrıdır . sahiplenelim denemeleri.
afili filintalar bloğunu bilenleriniz vardır mutlaka. ordaki üstadlardan biri. tesirsiz parçalar 'daki metinleri orda yazmış ilkin. 2014'de ise şükür ki kitap haline getirmiş.
hayatınıza  parça parça yerleşecek, adının aksine bayağı tesirli bi kitap olmuş.

mücellâ

ah mücellâ..
içime oturup oraya hikayesini kazıyan bilmem kaçıncı karakter oldun.
gözünün önünden geçip giden aşklar, hayatlar; izlediğin tüm hikayeler. yıllarca oturup durduğun ev. o vitrin, o koltuk.. çekmecelere sakladığın gençliğin.. mahalleye dağıttığın çeyizin. maharetli ellerin. hanım hanımcık duruşun, kapının önüne bile çıkmayışın. babasızlığın. abisizliğin. 40na varınca aldığın fakat yarısına bile gelemediğin parfümün..
1920 ile 1950 li yıllar arasında geçen bu hikaye ikibinli yıllara evrilip, kitaplarıyla yaşlanan kadınların hikayesine dönüşmüştür. çünkü ne demiş yazar:
"senin hayatının benim kâğıdıma düşen yazısı bu." aynı bu cümle gibi. çoğumuzun olan ya da kıl payı olamayan hikayesi mücellâ.
çok bizden, çok okunası.
nazan bekiroğlu kitabı.

aşk

hafifçe neşet ertaş'tan çalıyor "zülüf dökülmüş yüze". sonra "neredesin sen". derme çatma bir odanın içindeyim. benim odam. ortalık biraz dağınık. tek düzen kitaplığım. ince belli bardakta çayım bir de sönmeyen sigaram. perdeler kapalı dışarıda ne oluyor bilmiyorum. dışarıyı geçtim salonda ne olduğunun farkında değilim. keyfim de yerinde; dün gece slottan biraz kazandım. aklımda düşünce yok, ilk defa düşünmüyorum. en güzeli de hiçbir sanat veya okuyucu kaygısı olmadan, kimin okuduğunu dahi bilmeden paylaşmak.. bir psikologa anlatır gibi, elinde büyümüş bir dost köpeğe anlatır gibi; anı paylaşmak.

Toplam entry sayısı: 8

1984

george orwell'ın 1984'ünü, "mutlaka okunmalı" diyebileceğim kült eser olarak ilan ediyorum.
i-na-nıl-maz.
kitap adıyla hemhal 1984'de değil,  1949 yılında bitiriliyor ve basılıyor. tarihi kronoloji açısından düşünürsek 1949 yılında, düşünülmesi yazılması ve okunması çok düşük bir seviyede olan alegorik, anti-ütopik, politik ve dahice kurgulanmış yarı bilim kurgu bi roman. hele de 2. dünya savaşının tarihleriyle (1939-45) uyumluluk göstermesi orwell'ın ne kadar zeki bir adam olduğunu anlamanızı sağlayacaktır.

kitap tüm okuduğumuz ütopyaları safdışı bırakacak cinsten. aslında oluşturulmuş mükemmel bir komplonun içinde olduğunuzu okumanın acısını hissedeceksiniz. (ağladım syf. 202)
hele de aslında hiç bir ideolojinin bir diğerinden daha iyi olmadığını idrak etmişseniz; insanların ne için öldüğünü ve ne şekilde köleleştirildiğini anlarsınız.
kesinlikle tavsiye.
Henüz takip eden biri yok.