samarra

Durum: 23 - 0 - 0 - 0 - 27.01.2021 15:14

Puan: 221 - öğrenci

1 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

istanbul üniversitesi - türk dili ve edebiyatı
  • /
  • 3

canım aliye, ruhum filiz

"ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz."

ortaçağda entelektüeller

ortaçağda entelektüeller'de batı aydınının doğuş koşulları ve evrimi anlatılırken, modern kültürün temellerini oluşturan "hümanizma", "mikrokozmos insan", "doğa" ve "akıl" ın tarihsel kökenleri de eleştirel bir biçimde sorgulanır. entelektüelin emekçi olmak isterken aristokratlaşması, skolastikten kutsal cehalete geri dönüş, üniversitenin uluslararası niteliğini yitirerek millileşmesi ve politik çatışmaların aracı haline gelmesi ortaçağdan çıkışın hiç de "ilerleme" sayılamayacak göstergeleridir. ve ortaya çıkan "hümanist" tipi anti-entelektüalist bir nitelik göstermektedir: bilimsel olmaktan çok edebi, akılcı olmaktan çok imancıdır; kapalı akademi ortamının ve siyasi iktidarın adamıdır. günümüzün çokça tartışılan kurumlarından biri olan üniversitenin batı ortaçağındaki kökleri de jacques le goff'un bu keyifli incelemesinin en ilginç yönlerinden birini oluşturuyor. günümüzün "tek tip" toplumlarının sunduğu hayat imkanlarının çoktan tükendiğine inanıyorsanız bu kitap size başka bir şeyi de gösterecektir: "çok sesli" gelecek tasavvurları imkansız ve hayali değildir; insanlık tarihi bunun mümkün olabileceğini gösteren örneklerle doludur. yeter ki geçmişimize "resmi tarih" in gözlüğünü çıkararak bakalım..

gidiyorum bu

"sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar biçimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak.
-freud diye bir şey yoktur"

film önerisi

ninth gate, shutter island

la revolution

fransız devrimini konu alan, kesinlikle herkesin izlemesi gerektiğini düşündüğüm mükemmel ötesinde bir netflix dizisidir.

masumlar apartmanı

sadece ezgi mola ve merve dizdar'ın mükemmel oyunculuğu için izlenecek dizi

sineklerin tanrısı

"korku sizlere zarar vermez, düşlerin zarar veremediği gibi."

samarra’da randevu

"bir de insanlar vardı. korkunç insanlar; onları korkunç kılacak bir şey yapmamışlardı, sadecekorkunç insanlardı.."

ismet özel

ağlamadan
dillerim dolaşmadan
yumruğum çözülmeden gecenin karşısında
şafaktan utanmayıp utandırmadan aşkı
üzerime yüreğimden başka muska takmadan
konuşmak istiyorum
şehre neden esmer ve dölek yüzümle döndüm dağlardan
kar vakti tarlaları kımıldatan soluğum
niyedir sarmalasın vites dişlilerini
defneler nakışlar yok alnımda
neden
ağlamadan
etimin iğneli beşiklerde bıraktığı izlere aldırmadan
o mavi korularda ve dibek taşlarında
bırakıp sözlerimin kalıntılarını
açıkça konuşmak istiyorum
besbelli ki leşler koruyor şehrin bedenlerini
göğsünün kafesinde yalnızca pasak
biliyorsun
korkutulmuş bir kızın yüreğinden fışkıran beyaz güvercinleri
sabahın köründe kalkan trenlerdeki nefret
her gün aynı kalafat yerine çekilmenin nefreti
bunları
bütün bunları biliyorsun
dağlardan dönüyorsun o sağır yamaçlardan
çevik bacaklarını getiriyorsun, ne çiçek ne de ninni
boz şayaktan poturun dağlarda ne güzeldi
şehre varınca artık meşinler giymelisin
daha esmer
daha kankusturucu
sen o baygın sevgilerin adamı değilsin
sana yaşamak düşer çarkların gövdesinde
bin demir kapıyla hesaplaşmaktan omzun çürümelidir
bin çeşit güneşle ovulmalıdır gaddar ellerin
yürü yangınların üstüne
kendi alevini de getir
çarpıntısız dakikası olur mu devrimcinin
ki
ölüm her yerde uyanıktır
alestadır korkunun yardakçıları
tez kızaran güllerden kendini sakın
sevgiler ürkütsün seni, aşk ayrı
aşktır diye geri geldin o çekiç seslerine
bıraktın vazgeçilmez ırmakları
gönlüne kar yağdırıyorsa çocuk sesleri yetsin
dikkat et hiçbir şey ıslatmasın namluları

ismet özel, mazot, 1970

kırmızı pazartesi

marquez'in yalnızca bir cinayetin arka planını değil, bir halkın ortak davranış biçimlerinin portresini çizdiği roman.
  • /
  • 3

mustafa kemal

yazarı (bkz:yılmaz özdil) olan kitap

"canımı canan isterse minnet canıma
can nedir ki, kurban etmeyeyim cananıma"

film önerisi

çok fazla var ara ara girip yazıcam ama ilk aklıma gelen the best offer türkçe ismi en iyi teklif

beyaz diş

bir jack london fanı olarak çok sevdiğim bir kitaptır. bence özellikle 10-14 yaş aralığında hayvanlarla empati yapmayı öğrenememiş arkadaşlarımız için birebir. ama her sayfayı bir köpeğin bakış açısıyla okumak.. muazzam, gerçekten tavsiye ediyorum

stefan zweig

içimde bir şey haklı çıkmak istiyordu ve savaşabildiğim tek şey öteki ben'di... (bkz:stefan zweig) / (bkz:satranc)

@namahlas

huzur

şu ümitsizlik dediğinizi anlatsanıza...
-ümitsizlik, ölümün şuuru, yahut bizdeki terbiyesi...onun hayatımızdaki bir yığın kıskacı...dört tarafımızı saran mengene dişleri, ne bileyim. her hareket, cinsi ne olursa olsun, onun neticesidir. hatta şu devrimizde olduğu yerde kabuklaşmadan, korku var ya...sevilen şeylerin birbiri peşinden inkarı. babam gibi olacağım korkusu. nihayet, ben yapsam bir türlü ölümden kurtulamayacağım. hiç olmazsa beni bir uçta, bir kutup yolculuğunda bulsun.

yeniden çarmıha gerilen isa

türk ve yunan kültürünün birbirine ne kadar yakın olduğuna dair ve yunan köy yaşamında dinsel inancın etkisine ilişkin okuyabileceğiniz en iyi kazancakis romanlarından biri.

ahmed arif

"ay karanlık
maviye,
maviye çalar gözlerin,
yangın mavisine.
rüzgarda asi,
körsem,
senden gayrısına yoksam,
bozuksam,
can benim,
düş benim,
ellere nesi?
haydi gel,
ay karanlık...
itten aç,
yılandan çıplak,
vurgun ve bela
gelip durmuşsam kapına
var mı ki doymazlığım?
ille de ille sevmelerim,
sevmelerim gibisi?
oturmuş yazıcılar
fermanım yazar.
ne olur gel, ay karanlik...
dört yanım puşt zulası,
dost yüzlü,
dost gülücüklü
cigaramdan yanar.
alnım öperler,
suskun, hain, cıyansı.
dört yanım puşt zulası,
dönerim dönerim çıkmaz.
en leylim gecede ölesim tutmuş,
etme gel,
ay karanlik..."

dönüşüm

franz kafka'nın kült öyküsü dönüşüm

 

günümüzde hepimiz bir gregoruz aslında,

 

kafka, iz bırakıp, silinmeye doğru yol alan yazar

 

dönüşüm, var olan bir vaziyetten başka bir vaziyete sürükleniş, gregor bir sabah gözlerini açtığında bir böceğe dönüşerek bütün mevcut hallerinden soyutlanmıştır.

 

dönüşüm’de baba ve işveren arasındaki ilişkinin bu ufak ailedeki yankılarını, yaşam izlerini keşfederiz. daha sonra bu izlerde silikleşecektir, çünkü henüz yeni ulaşmaktadır her yana kapitalizm.

 

gregor'un ev ekmek düzlemindeki babalığın daha sonra böcek olunca elinden alınmasıyla ataerkil düzenin nasıl bir sömürü aracı olduğunun ayrımına varırız ve sevgi denen içi boş kelimenin nasıl tuzak olduğunu gregor'un kalınlaşmış ve sertleşmiş gövdesine doğru hedef alınan elmalarla birlikte bizde anlarız.

 

gregor'un dönüşümünü okurken, hayatta bir karşılığı olmadığını, hepsinin esaretleşme ekseninde menfaatler adına başka şeylerle bağlandığını gözlemleriz.

 

baba yalnızca bize ekmek getirmekle görevli, gereksinimlerimizi yerine getiren biri değildir.

baba, toplumsal düzlemde “patron” dur. kız kardeş keza, namustur, gelecektir.

 

toplumsal güçlerin ufaltılarak bir beden halini aldığı en küçük birim olan ailenin otoritesine karşı, gregor , kafka’nın ortada bırakılmışlığını yaşamaktadır, denilebilir. 

 

böcek görünümdedir, ama yine de insansal niteliklerle düşünmek ve insan gibi yaşamayı arzulamaktadır. ailesinin borçlarına karşın, pazarlamacı olarak çalıştığı iş yerine gitmesi gereken saatte gidemediğini hatırlayarak manevralar yaptıkça dev bir böceğe dönüştüğünü hatırlamaktadır ve içinde bulunduğu işe gidememe ve aile bütçesine katkı sağlayamama pozisyonu, aile fertlerini düş kırıklığına uğratmıştır.

 

aile ferleti oldukça durgun ve durumu sorgulamayan bir tutum içerisindedir. ilginç olan bir diğer yön, gregor’un kendini bir böcek olarak bulduğunda aklına ilk gelen şeyin bulunduğu durum yüzünden nasıl iş başı yapacağı oluşudur. ilk aşamada niçin bir böceğe dönüştüğünü veya nasıl normale dönebileceği üzerinde durmamaktadır bile, ailesi gregor’u iyleştirmek istemektense onun bu haline adapte olmaya çalışıyorlar.

odasına hapsolmuş bir hal içerisindeyken aile fertleriyle girdiği iletişim çabaları gregor'un zihninde ağır çukurlar açmaktadır ve bu dönüşümden sonraki ilişkiler örgüsü giderek kötüleşmektedir. 

 

gregor’un dönüşümünden sonraki iki ana çıtırdama durağı vardır.

 

bunlardan birincisi, kız kardeşinin, gregor’un odasında ona özgün değişiklikler yapma girişiminde bulunmak istemesidir. annesi ise, gregor’un tam aksine içinde bulunduğu dönüşümün gerçekleşebilmesi için odasının tüm biçiminin muhafaza edilmesinden yanadır; odasının bir böceğe göre dizaynı, sevgi duyulan ergin bir erkek olma durumununda geri dönüşü mümkün olmayacağını anlar. bu gelişmeye karşı gelmek isteyen gregor, kız kardeşi ve annesi istirahat etmek amacıyla yan odaya geçiş yaptıklarında büyük bir tempoyla gizlendiği yerden çıkar ve duvardaki kürk giymiş kadın portresine tüm gücüyle, tüm kaslarıyla sımsıkı tutunur. (bu, eski yaşantısını sembolize eder.)

 

yaşadığı hayattan memnun değildir, istekli değildir, ama başka bir çıkış yolu da bulamamaktadır. sessiz, sakin bir süreç içerisinde kendine kapanır ve zaman akışı içerisinde gregor artık ölüme terkedilmiş, kendine dair olan bütün ümitlerini kaybetmiştir ve sistemin yabancılaştırarak esirleştirdiği bir nesne durumuna dönüşmüştür.

 

gregor’a karşı kaba ve duyarsız olan babası, onu odasına doğru sürükler aralarında meydana gelen bu tuhaf mücadele, babasının ona meyvelikteki elmalarla saldırmasıyla sonuçlanır. fırlatılan elmalardan bir tanesi gregor’un sırtına isabet eder, gregor ciddi bir biçimde yaralanır ve odasına doğru kaçar…

 

gregor’un, böcek bedeni içine tıkılmış insan kişiliğinin kışkırtmasıyla, bir akşam kız kardeşinin çaldığı kemanı yakından dinlemek ve görmek için odasından dışarı adım atmasıdır. müzik gregor’un bir türlü keşfedemediği besin, onu kendisine doğru getirtmektedir; ancak gregor artık bir insan değildir ve insanların yaşamında ona yer yoktur. kız kardeşi de dönüşümün ilk aşamasında olan hassas konumunu çoktan kaybetmiştir.

 

gregor’un yemekleriyle özenle ilgilenen kardeşi, artık önceki gibi ilgilenmemektedir. gregor’un dış insan dünyasına girmek, kendine tekrar bir yer bulma gayesiyle attığı bu cüretkâr adım, onun nihai sonunu hazırlar ve son olarak gece saat üçte; açlığın, vücudundaki derin yaranın ve çevresindeki her şeye yabancılaşmasının etkisiyle ölerek bütünüyle yabancısı olduğu bu dünyadan silinip, yok olur.

 

the wolf of wall street

başrolü (bkz:leonardo di caprio) olan (bkz:martin scorsese) imzalı amerikan dram filmidir. genç bi borsacının zengin oluşunu anlatır.

Toplam entry sayısı: 23

izlenmesi gereken filmler

(bkz:soysuzlar çetesi) asla sıkılmadan izleyeceğim bir tarantino yapıtı

komünist manifesto

"bu yapıt, yeni dünya görüşünü, en kapsamlı ve derin gelişme doktrini olarak, aynı zamanda toplumsal yaşamı, diyalektiği kucaklayan tutarlı materyalizmi, sınıf savaşımının teorisini ve yeni, komünist bir toplumun yaratıcısı-proletaryanın dünya tarihi ölçüsündeki devrimci rolünü dehanın açıklığı ve parlaklığıyla özetlemektedir."

bulantı

"anılar şeytanın kesesindeki altın sikkelere benziyor: keseyi açtığında bir de bakıyorsun, altın değil, ölü yapraklar var içinde..."

yeniden çarmıha gerilen isa

küçük bir köyde geçip dünyaları anlatan bir kazancakis romanı. hassas diline ve anlatım tarzına hayran olabileceğiniz bir kitap, kesinlikle tavsiye ederim.

oruç aruoba

"özlem, kendinden dirhem bırakmadan, katılmak istemektir bir şeye: hep her şeyiyle; her şey hep o olsun istemek... özlem, hep her şeyi ister, bir şeyde her şeyi; birisinde herkesi...

yeniden çarmıha gerilen isa

küçük bir köyde geçip dünyaları anlatan bir kazancakis romanı. hassas diline ve anlatım tarzına hayran olabileceğiniz bir kitap, kesinlikle tavsiye ederim.

muzaffer tayyip uslu

şimdilik adlı kitabındaki "avare" şiiri:
"ben böyle avare değildim eskiden
bulutlarla merhabam yoktu
kapısını çaldığım bir ev vardı
parka gittiğim vakit sorardım
ağaçlarını hatırını
kırk yılda bir kere
hele sokakları
yalnız sabahları seyrederdim
penceresinden odamın"

oruç aruoba

"özlem, kendinden dirhem bırakmadan, katılmak istemektir bir şeye: hep her şeyiyle; her şey hep o olsun istemek... özlem, hep her şeyi ister, bir şeyde her şeyi; birisinde herkesi...

komünist manifesto

"bu yapıt, yeni dünya görüşünü, en kapsamlı ve derin gelişme doktrini olarak, aynı zamanda toplumsal yaşamı, diyalektiği kucaklayan tutarlı materyalizmi, sınıf savaşımının teorisini ve yeni, komünist bir toplumun yaratıcısı-proletaryanın dünya tarihi ölçüsündeki devrimci rolünü dehanın açıklığı ve parlaklığıyla özetlemektedir."

izlenmesi gereken filmler

(bkz:soysuzlar çetesi) asla sıkılmadan izleyeceğim bir tarantino yapıtı